İzmir BAM - 8. Hukuk Dairesi (E. 2018/1633)
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 8. HD., E. 2018/1633 K. 2019/269 T. 4.2.2019
Esas No.: 2018/1633
Karar No.: 2019/269
Karar Tarihi: 04.02.2019
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/182 Esas, 2018/441 Karar sayılı dosyasında verilen şikayetin reddi kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilen ve heyetçe incelenen dosyada;
İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2017/13761 Esas sayılı dosyası ile yürütülen takip kapsamında icra müdürlüğünden borçlu adına kayıtlı iken satılan araç olup olmadığı, varsa kayıtların bildirilmesi, borçlu adına tesis edilmiş rehin bilgileri ile varsa takip icra müdürlüğünün adı ve dosya numarasının sorulması, borçlu adına geriye doğru son 5 yıl içinde satışı yapılan araç var ise kimlere satış yapıldığını ve plaka bilgilerinin sorulması yönünde talepte bulunulduğunu, icra müdürlüğünün 05/04/2018 tarihli kararı ile talebi reddettiğini, Trafik Tescil Müdürlüğünden 3. kişilere yönelik sorgulama yapmalarının mümkün olmadığını, bu bilgilere ancak icra müdürlüğü aracılığıyla ulaşılabileceğini, talebin yerine getirilmemesinin alacaklıyı zarara sokacağını bildirerek 05/04/2018 tarihli icra müdürlüğü kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
İLKDERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda şikayetin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesi kararının takip dosyasındaki yasal işlem süresi ve alacağın tahsili kabiliyetini kısıtladığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 16. maddesine dayalı icra memur işlemini şikayete ilişkindir.
İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2017/13761 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı davacı tarafından dava dışı borçlu K1 aleyhine toplam 48.198,29 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 05/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 02/04/2018 tarihinde alacaklı vekilinin borçlu adına kayıtlı iken 3. kişiye satılan araç olup olmadığı, varsa araç kayıtlarının dosyaya bildirilmesi, borçlu adına tesis edilmiş ise rehin bilgileri ile varsa takip icra müdürlüğünün adı ve dosya numarasının, borçlu adına geriye doğru son 5 yıl içinde satışı yapılan araç var ise kimlere satış yapıldığını ve plaka bilgilerinin sorulması yönünde talepte bulunduğu, icra müdürlüğünün aynı tarihli kararı ile talebi reddettiği, alacaklı vekilinin 04/04/2018 tarihinde aynı yönde talepte bulunduğu, icra müdürlüğünün 05/04/2018 tarihli kararı ile talebin reddine karar verildiği, bu kararın alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, şikayetin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
İcra müdürlüğünün görev ve yetkileri 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İcra müdürlüğünce gerekli araştırma ve sorgulama işlemleri alacağın tahsiline yönelik sınırlı işlemler için gerçekleştirilebilecektir. Aksi durumun kabulü, kişisel verilerin korunması kuralının ihlali sonucunu doğuracaktır.
İcra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait 6698 Sayılı Kanunun 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan araç kayıtlarındaki bilgilerin icra müdürlüğünce istenmesi mümkün değildir. Aynı kanunun 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisna ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabilecektir. T.C Anayasasının 20/3. maddesine göre, aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, 6698 Sayılı Kanunun 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılması da mümkün değildir. Alacaklının bu talebi ile yapılacak sorgulama ile takip dosyası tarafı olmayan 3. kişilerin bilgilerine ulaşılması mümkün olduğundan, bu istem Anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlenmesine aykırıdır. Alacaklının hukuki yararının, üçüncü kişilerin Anayasa ile korunan özel hayatın gizliliğine ilişkin temel hakkından daha üstün tutulmasına olanak bulunmamaktadır.
Davacının dile getirdiği üzere, borçlu adına geriye yönelik son 5 yıl içerisinde satışı yapılan araç var ise kimlere satış yapıldığının ve plaka bilgilerinin tespitinin, borcu tahsilde alacaklı tarafa katkı sağlayacağı muhakkaktır. Ancak kişisel verilerin bu şekilde elde edilmesinde, muhtemel yararların yanı sıra doğabilecek zararlar da birlikte değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarihli 2013/122 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararında kişisel verilerin niçin gizli tutulması gerektiği ayrıntılı olarak açıklanmış olup, yapılacak bir fayda-zarar kıyaslamasında kişisel verilere kolaylıkla ulaşılmasının yaratması muhtemel olan zararlarının, sağlaması muhtemel olan yararlarına göre daha fazla ve daha mühim olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/182 Esas, 2018/441 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 44,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL harç indirilerek kalan 8,50 TL harcın davacıdan alınmasına,
3- Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361/1 maddesi ve İİK'nın 364/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/02/2019