Bölge Adliye Mahkemesi

Esas 2018/3158
Karar 2019/845

Samsun BAM - 4. Hukuk Dairesi

İSTİNAF REDDİ

Karar Özeti

sonucunda borçlu dışında kalan aile efradından olan anne, baba ve eşin nüfus kaydının alınarak ölü olup olmadıkları ve ölmüş iseler dosyaya taraf kaydederek mal varlığı sorgulamasının ve araştırmasının yapılmasının icra dosyası ile ilgisi olmayan 3. kişiler yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, nüfus kaydı ve diğer sorgulama işlemlerinin hakkında takip kesinleşen borçlular yönünden uygulanacağı, 3. kişiler ile ilgili yapılacak sorgulamaların Anayasanın 20. Maddesinde düzenlenen temel hak ve...

Karar Metni

Samsun BAM - 4. Hukuk Dairesi (E. 2018/3158)

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi, 4. HD., E. 2018/3158 K. 2019/845 T. 18.3.2019

Esas No.: 2018/3158

Karar No.: 2019/845

Karar Tarihi: 18.03.2019

TÜRK MİLLETİ ADINA

DAVANIN KONUSU: Şikayet (İcra Memur Muamelesi)

Dairemizce yapılan dosya üzerinden inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacaklı olduğu Samsun 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/98579 Esas sayılı dosyasında borçlunun anne baba kaydını gösterir nüfus aile kayıt örneği talep edildiğini, bu hususa ilişkin talebinin sebebi dosya borçlularının anne babalarının ölü olup olmadığının ve ölü ise borçluların mirasçı olup olmadığına ilişkin veraset ilamını çıkarmak ve intikal edecek malvarlığının sorgulanması ve müvekkilin alacağını tahsil amacıyla intikal edecek malvarlığına haciz konulma süresinin başlatılması olduğunu, hukuka aykırı olarak talebin reddedildiğini, şikayetin kabulü ile red işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Evrak üzerinden inceleme yapılmıştır.

DELİLLER: Samsun 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/98579 Esas sayılı dosyası.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda borçlu dışında kalan aile efradından olan anne, baba ve eşin nüfus kaydının alınarak ölü olup olmadıkları ve ölmüş iseler dosyaya taraf kaydederek mal varlığı sorgulamasının ve araştırmasının yapılmasının icra dosyası ile ilgisi olmayan 3. kişiler yönünden uygulanmasının mümkün olmadığı, nüfus kaydı ve diğer sorgulama işlemlerinin hakkında takip kesinleşen borçlular yönünden uygulanacağı, 3. kişiler ile ilgili yapılacak sorgulamaların Anayasanın 20. Maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlere aykırılık oluşturduğu, kişilerin verilen gizliliğinin güvence altına alındığı, takip ile ilgisi bulunmayan borçlu durumunda olmayan kişilerin kişisel kimlik bilgileri ile durumlarının araştırılmasının icra müdürlüğünde görevli katip ve müdürlerin görevleri kapsamında bulunmadığı, alacaklı vekilince, borçlunun anne ve babasının ölmüş olduğunun bildirilmesi ve taşınmaz bilgilerinin sunulması halinde İİK.'nun 94.maddesi gereğince işlem yapılabileceği belirtilerek şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAFA BAŞVURAN TARAF VE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından, dava dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Davanın İİK'nun 16. v.d. maddeleri uyarınca açılmış Şikayete ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin alacaklı olduğu Samsun 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/98579 Esas sayılı dosyasında borçluların anne babalarının ölü olup olmadığı, ölü ise borçluların mirasçı olup olmadığına ilişkin veraset ilamını çıkarmak ve intikal edecek malvarlığının sorgulanması ve müvekkilin alacağını tahsil amacıyla intikal edecek malvarlığına haciz konulma süresinin başlatılması maksadıyla borçlunun anne baba kaydını gösterir nüfus aile kayıt örneği taleplerinin icra müdürlüğünce hukuka aykırı olarak reddedildiğini bildirerek icra müdürlüğünün red işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafça istinafa gelindiği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlığın çözümü için somut olayda çözülmesi gereken ihtilaf borçlu dışındaki kişilerin nüfus kayıt bilgilerinin takip dosyası kapsamında temin edilerek çıkarılmasının mümkün olup olmadığıdır.

İcra dosyasının tarafı olmayan üçüncü kişiye ait 6698 sayılı yasanın 3/1-d maddesi kapsamında kişisel veri niteliğinde bulunan nüfus kayıtlarının icra müdürlüğünce istenmesi mümkün değildir. Aynı yasanın 28/1-d maddesindeki yargısal organlara tanınan istisna ancak uyuşmazlığın tarafları açısından geçerli olabilir. T.C Anayasasının 20/3. maddesine göre aynı zamanda temel haklardan olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının, 6698 sayılı yasasının 28/1-d maddesinin geniş yorumlanması ile daraltılması da mümkün değildir. Vekilin, Avukatlık Yasası'nın 2/3 maddesinden kaynaklanan yetkisi ile nüfus kayıtlarına ulaşarak borçlu veya 3. kişilere karşı yasadan doğan dava hakkını kullanması mümkündür. Alacaklının bu talebi ile yapılacak sorgulama ile takip dosyası tarafı olmayan 3. kişilerin bilgilerine ulaşılması mümkün olduğundan, bu istem Anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlenmesine aykırıdır. Alacaklının hukuki yararının, üçüncü kişilerin Anayasa ile korunan özel hayatın gizliliğine ilişkin temel hakkından daha üstün tutulması mümkün değildir.

İcra müdürlüğünün görev ve yetkileri 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İcra müdürlüğünce gerekli araştırma ve sorgulama işlemleri alacağın tahsiline yönelik sınırlı işlemler için gerçekleştirilebilir. Aksi durumun kabulü kişisel verilerin korunması kuralının ihlali sonucunu doğurur.

Öte yandan; borçlunun murisi olabilecek kişilerin nüfus kaydına erişilmesinin ve onların ölmüş olup olmadıklarının tespitinin alacağın tahsilinde alacaklı tarafa katkı sağlayacağı muhakkaktır. Hatta bu durum murisinden kendisine intikal eden malları adına tescil ettirmeyen borçluların bu şekilde davranmalarının önüne geçmek sonucunu da doğurabilir. Ancak kişisel verilerin bu şekilde işlenmesi ile elde edilmesi muhtemel yararların yanısıra doğabilecek zararlar da birlikte değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve 2013/122-2014/74 EK sayılı kararında kişisel verilerin niçin gizli tutulması gerektiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. "Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan çok sayıda verinin toplanabilmesi; daha önce birbirinden ilişkisiz şekilde tutulan pek çok verinin merkezi olarak bir araya getirilebilmesi; verilerin, veri eşleştirme ve veri madenciliği gibi ileri teknolojik imkânlarla analize tabi tutulmak suretiyle, veriden yeni veriler üretme kapasitesinin artması; verilere erişim ve veri transferinin kolaylaşması; kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli bir varlık niteliği kazanması neticesinde, özel sektör unsurlarınca yaratılan risklerin daha yaygın ve önemli boyutlara ulaşması ve terör ve suç örgütlerinin kişisel verileri ele geçirme yönündeki faaliyetlerinin artması gibi etkenler, günümüzde kişisel verilerin en üst seviyede korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Anayasa'nın 20. Maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, "Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmış ve bu şekilde kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altına alınmıştır." Bu durumda, yapılacak bir fayda-zarar kıyaslamasında kişisel verilere kolaylıkla ulaşılmasının yaratması muhtemel olan zararlarının, sağlaması muhtemel olan yararlarına göre daha fazla ve daha mühim olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşılmakla HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTANREDDİNE,

2- Alınması gereken 44,40 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile eksik 8,50 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3- Dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi amacıyla yapılan harç, posta masrafı ve tebligat giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,

4- İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5- Kararın taraflara tebliğine

Dair, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/03/2019