Bölge Adliye Mahkemesi

Esas 2018/2576
Karar 2019/643

Bursa BAM - 9. Hukuk Dairesi

İSTİNAF REDDİKabul

Karar Özeti

"Davacı, davalı işyerinde şube müdürü olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin geçersiz nedenlerle feshedildiğini, disiplin kurulu kararının hiç tebliğ edilmediğini, disiplin kurulu kararından sonra 8 ay kadar daha çalıştığını bu nedenlerle işe iadesini dava ve talep etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi ise iddiaları kabul etmemiş, 27/09/2016 tarihli disiplin kurulu kararı ile davacının iş akdinin feshedildiğini, davacının şube müdürü olması nedeni ile işe iade talep edemeyeceğini, feshin geçerli...

Karar Metni

Bursa BAM - 9. Hukuk Dairesi (E. 2018/2576)

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, 9. HD., E. 2018/2576 K. 2019/643 T. 14.3.2019

Esas No.: 2018/2576

Karar No.: 2019/643

Karar Tarihi: 14.03.2019

TÜRK MİLLETİ ADINA

Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin yukarıda esas ve karar numarası yazılı kararına karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulduğundan dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, Bozüyük Şube Müdürü olarak çalıştığını, iş akdinin 05/10/2016 tarihinde haksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek belirterek feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının iş akdinin,27/09/2016 tarihli Disipli Kurulu kararı gereğince feshedildiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

"Davacı, davalı işyerinde şube müdürü olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin geçersiz nedenlerle feshedildiğini, disiplin kurulu kararının hiç tebliğ edilmediğini, disiplin kurulu kararından sonra 8 ay kadar daha çalıştığını bu nedenlerle işe iadesini dava ve talep etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi ise iddiaları kabul etmemiş, 27/09/2016 tarihli disiplin kurulu kararı ile davacının iş akdinin feshedildiğini, davacının şube müdürü olması nedeni ile işe iade talep edemeyeceğini, feshin geçerli nedenlerle yapıldığını, davacının bankadaki gecikmeli kredi ödemeleri ve olumsuz istihbarat kayıtlarından haberdar olmasına rağmen müşteriye eşi üzerine kurulan firmalar aracılığı ile şube yetkisinde finansman sağlaması ve risk grubu tanımlamasını gerçekleştirmemesi nedeniyle feshin yapıldığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. İddia edilen riskli işlemlerin var olup olmadığının denetlenmesi amacı ile dosyanın bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, dosya bilirkişiye teslim edilmiştir. Bilirkişi ön rapor ile gerekli incelemenin yapılması için gerekli bilgi ve belgelerin teminini talep etmiş, bu kapsamda davalı bankaya iki kez müzekkere yazılmış ancak davalı banka tarafından bankacılık sırrı kapsamında bilirkişi tarafından istenilen bilgi ve belgelerin sunulamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda davalı tarafından istenilen bilgi ve belgelerin sunulamaması nedeni ile gerekli bilirkişi incelemesi yapılamamış ve davalı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatı sağlanamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte incelenip değerlendirildiğinde davacının iş akdinin haklı nedenlerle feshi davalı tarafça ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nın 6. maddesi uyarınca, genel yetkili mahkemenin tüzel kişinin yerleşim yerinin (merkezinin) bulunduğu İstanbul İş Mahkemesi olduğunu, davacının, bankadaki gecikmeli kredi ödemeleri ve olumsuz istihbarat kayıtlarından haberdar olmasına rağmen bir takım müşterilere eşi üzerine kurulan firmalar aracılığı ile şube yetkisinde finansman sağladığı ve şube yetkisinde limit tahsis edilmesini sağlayabilmek amacıyla da risk grubu tanımlamasını gerçekleştirmediğinin tespiti üzerine Disiplin Kurulu kararı gereğince, • "Plasman yönetiminde ileride tehlikeli risk yaratabilecek nitelikte işlemler yapmak" eylemini düzenleyen "Ağır Kınamayı Gerektiren Haller/17 " hükmü uyarınca "Ağır Kınama" ile, • "Kullandırılan kredilerde tasfiyesi mümkün olmayacak şekilde önemli risk doğurucu yetki dışı işlem yapmak" eylemini düzenleyen "İş Akdinin Feshini Gerektiren Haller/37" hükmü uyarınca "İş Akdinin Feshi" ile , •"Kredi şartlarına, tahsis ve teminat koşullarına aykırı davranarak Bankayı zarara uğratmak" eylemini düzenleyen "İş Akdinin Feshini Gerektiren Haller/39" hükmü uyarınca "İş Akdinin Feshi" ile ve netice itibari ile İş Akdinin Feshi ile cezalandırılmasına" karar verildiğini, 4857 sayılı Kanun'un 17. ve 18. maddeleri uyarınca tüm yasal hakları ödenmek suretiyle geçerli ve hukuka uygun olarak iş akdinin feshedildiğini, işçinin davranışından ve yetersizliğinden kaynaklanan sözleşmesel yükümlülüğe aykırı davranış halinde iş sözleşmesinin feshinin 4857 sayılı Kanun'un 18/1.maddesine göre geçerli nedenle fesih olarak kabul edildiğini, davacının disiplin kurulu kararından haberdar olmadığına ve bu nedenle feshin geçersiz olduğuna ilişkin iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, 05.10.2016 tarihli fesih bildiriminde fesih nedeni olan 176. disiplin kurulu kararının tarihinin sehven 09.02.2016 yazıldığını, 176. Disiplin Kurulu Kararının tarihinin 27.09.2016 olduğunu, dolayısı ile iş akdinin disiplin kurulu kararından 8 ay sonra feshedilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının iş akdinin disiplin kurulu kararından 8 gün sonra feshedildiğini, soruşturma/teftiş ve disiplin süreçlerinin usullere uygun olarak yerine getirildiğini, bu süreç içerisinde davacının konudan haberdar edildiğini ve müfettişler tarafından davacının bilgisi dahilinde şubede inceleme ve soruşturma yapıldığını, yine bu süreçte kendisini yeterli savunma imkânın da tanındığını, nitekim disiplin kurulu kararından sonra, iş akdinin feshinden önce davalı Banka tarafından 30.09.2016 tarihli yazı ile bir kere daha davacının savunmasının talep edildiğini, savunmasında teftiş kurulu soruşturmasından da disiplin kurulu kararından da haberdar olduğunu ve bu süreçte yazılı savunma yapmış olduğunu açık bir şekilde kabul ve beyan ettiğini, mobbing iddialarının yersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile 5 aylık işe başlatmama tazminatının fazla olduğunu, davacı tanığının tanıklığına itibar edilerek hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tanığın davalı bankadan 2013 yılında ayrıldığını, işyerinden ayrılma tarihinden 3 yıl sonra gerçekleşen bir olay ile ilgili bilgi sahibi olabilmesinin ya da kendi bu kadar uzun zaman geçtikten sonra davacının o işyerindeki durumu ile ilgili bilgi görgü sahibi olabilmesinin söz konusu olamayacağını, bilirkişinin ön raporunda talep edilen bilgi ve belgelerin uyuşmazlık konusunu fazlasıyla aşar nitelikte olduğunu, bilirkişi ön raporunda talep edilen bilgi ve belgelerin ibrazının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda düzenlenen sır saklama yükümlülüğü dışında 6698 Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca da Bankanın söz konusu bilgi ve belgeleri paylaşmak hususunda sınırlamalara tabi olduğunu, aksi takdirde idari ve adli cezalara maruz kalacağını, bu nedenle bilirkişi tarafından talep edilen belgelerin dosyaya sunulamadığını, 07/03/2018 tarihli duruşmada tesis edilen (2) numaralı ara karardan rücu edilmesinin talep edildiğini, mahkemece rücu talepleri ve bu konudaki beyanları dikkate alınmaksızın "...bilirkişi tarafından talep edilen bilgi ve belgelerin sunulmaması nedeniyle gerekli bilirkişi incelemesi yapılmadığı ve davalı müvekkil tarafından iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı..." gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

İSTİNAF NEDENLERİNİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 341. maddesinde yer alan "istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesi", 355. maddesinde yer alan "incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği" ve 357. maddesinde yer alan "bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı" ve "ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği" hükümleri doğrultusunda istinaf başvuru dilekçesinde herhangi bir gerekçe içermeyen soyut ve yasanın amacına uygun olmayan sebepler nazara alınmaksızın gerekçeli olarak ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine ilişkin hususlar inceleme konusu yapılmıştır.

Feshin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusudur.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, "Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin , işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır." aynı Kanunun 19. maddesi ise, "İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır. " hükümlerini içermektedir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Öte yandan işveren fesih bildirimindeki fesih nedeni ile bağlı olup sonradan bunu değiştiremeyeceği gibi başka bir nedene de dayanamaz.

1-Somut olayda davacının Bursa Yıldırım Şubesi işyerinde çalıştığı açıktır. Dava tarihi itibarıyla yürürlükteki 5521 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre davanın çalışmanın geçtiği yer mahkemesinde açılması mümkün bulunduğundan davalı vekilinin yetkili mahkemeye yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamaktadır.

2-Davalı işverence 05/10/2016 tarihli fesih bildiriminde özetle,"...Şube müdürü olarak çalışmakta olduğunuz Bozüyük şubesi nezdinde bankamız müfettişlerince yapılan soruşturma sonucunda, bankamızdaki gecikmeli kredi ödemeleri ve olumsuz istihbarat kayıtlarından haberdar olmanıza karşın müşteriye eşi üzerine kurulan firmalar aracılığıyla şube yetkisinde finansman sağladığınız ve şube yetkisinde limit tahsis edilmesini sağlayabilmek amacıyla risk grubu tanımlamasını gerçekleştirmediğiniz tespit edilmiştir. Bu tespitlerle ilgili olarak tarafınızdan yazılı savunma istenmiş ve alınan savunmanız yetersiz bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle 09/02/2016 tarihlinde düzenlenen 176. Disiplin Kurulu toplantısı kararı gereğince iş sözleşmenizin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. ve 18. Maddeleri uyarınca 05/10/2016 tarihi itibariyle feshedildiğini......" denilmek suretiyle iş akdinin feshedildiği, SGK'ya verilen ayrılış bildirgesinde işten ayrılış kodunun 26 "disiplin kurulu kararı ile fesih" olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.

Davalı işveren, davacının iş akdini geçerli nedenle feshettiğini savunmuş ise de; bu iddiasını somut veriler ve deliller ile kanıtlamış değildir. Davalının yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının denetimi için gerekli görülen belgeleri 2 kez istenilmesine rağmen ibraz etmediği de açıktır. Fesih gerekçesi yapılan iddiaların varlığının denetlenmesi amacı ile dayanak belgelerin celbi isteği davalı tarafça mesleki sır olduğu gerekçesiyle sunulmamış olup bu durumda feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan davalı işverenin bunu yerine getirmemesi karşısında mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmamıştır.

Sonuç olarak; dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Alınması gerekli istinaf karar harcı 44,40 TL olduğundan, davalı tarafından yatırılan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

Davalının yaptığı istinaf yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,

HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avanslarının yatırana iadesine,

Kararın tebliği ile harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 7036 sayılı Kanun'un 8/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.