Hatalı havale alıcısının kimlik bilgilerinin banka tarafından paylaşılması

İstanbul BAM, hatalı havalenin iadesi için alıcının kimlik, adres ve telefon bilgilerinin doğrudan banka müşterisine verilemeyeceğine karar verdi.

Esas2023/973
Karar2024/1313
MerciBölge Adliye Mahkemesi
Daireİstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi
Karar tarihi23.09.2024
Yargısal sonuçKaldırılarak Yeniden Karar
İstanbul BAM, hatalı havalenin iadesi için alıcının kimlik, adres ve telefon bilgilerinin doğrudan banka müşterisine verilemeyeceğine karar verdi. Bu bilgilerin kişisel veri ve müşteri sırrı olduğu; bir alacak davası açıldığında mahkemece bankadan istenebileceği belirtilerek bağımsız tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı kabul edildi ve ilk derece kararı kaldırıldı.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/973
KARAR NO: 2024/1313
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/05/2023
NUMARASI: 2022/508 Esas - 2023/331 Karar
DAVA: Bankacılık İşleminden Kaynaklanan Tespit İstemi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait .../IBAN:... numaralı ... Bankası A.Ş.’de mevcut hesaptan, 06/05/2022 tarihinde saat 16:27.37'de, yine aynı bankanın müşterilerinden ...'ya ait .../IBAN: ... numaralı hesaba 7.000,00-TL (yedibintürklirası) tutarında bir havale yapıldığını, işbu havale işleminin tamamen hataen gerçekleştiğini, müvekkili şirketin çalışanlarından ...'a yapması gereken havaleyi hataen yukarıda bilgileri verili davalı bankanın müşterisine yaptığını, havalenin açıklama kısmında "... tazminat ödemesi" açıklamasının bulunduğunu, müvekkilinin, durumu havale işleminin hemen akabinde farkettiğini, derhal Gebze Şubesi ticari portföy yöneticisi ile irtibata geçerek durumu bildirdiğini, ilgili kişilerle yapılan görüşmede, hataen yapılan havalenin muhatabına telefon ve mail olarak ulaşmaya çalıştıklarını ancak şahsın telefon ve maillere cevap vermediğini, netice olarak tüm çabalara rağmen kendisiyle iletişim kuramadıklarını belirttiklerini, müvekkilinin hesaba bloke konulması yönündeki talebinin ise, Mahkeme kararı olmadan tedbir amaçlı da olsa hesaba bloke konulamayacağı belirtilerek reddedildiğini, taraflarınca davalı bankanın Gebze Şubesi portföy yöneticisi ...’na e-posta gönderilerek, Avukatlık Kanunu’nun 2.maddesinin 3.fıkrası uyarınca havalenin hataen gönderildiği banka müşterisine ait isim, soyisim, T.C. kimlik numarası ve tebligata yarar adres gibi bilgilerin talep edildiğini, taraflarına cevaben “Talep edilen bilgiler kişisel veri niteliğinde olduğundan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yetkili resmi kurumların talebi olmaksızın veya müşterinin rızası alınmadan üçüncü kişilerle paylaşımının uygun olmadığı”nın bildirildiğini, bu durumda, havalenin müvekkilince hataen gönderildiği kişiye de ulaşılamadığından gönderilen paranın akıbetinin bilinmediğini, paranın iadesi de şu noktada derhal mümkün olmadığından müvekkilinin telafisi imkansız bir zarara uğramaması için ilgili hesaba tedbiren bloke konulması gerektiğini beyanla öncelikle müvekkilinin telafisi imkansız bir zarara uğramaması için hataen havale yapılan yukarıda bilgileri verili ilgili banka müşterisinin hesabına tedbiren bloke konulmasına, gelinen noktada hataen gönderilen paranın iadesinin ancak dava yoluyla mümkün olması nedeniyle hesabına hataen havale yapılan ... isimli davalı bankanın müşterisine ait isim-soyisim, T.C. kimlik numarası ve tebligata yarar adres ile telefon numaralarının davalıdan istenerek taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın dava dilekçesinde bahsi geçen işlemin yapılmasında herhangi bir ihmali bulunmadığını, davacının işbu davasını kötüniyetli bir şekilde asıl muhatabına değil müvekkili bankaya yöneltmiş olduğunu, davaya konu vakıa neticesinde malvarlığında herhangi bir artış söz konusu olmayan müvekkili bankanın işbu eylemde hiçbir kusuru olmadığı gibi bu eylemden herhangi bir menfaatinin de olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirttiği üzere kendi hatası nedeniyle bahsi geçen havale işlemini yaptığını, davacı kendi kusurunun bir sonucu olarak uğradığı zararı müvekkili bankaya dava açmak suretiyle gidermeye çalıştığını, davacının müvekkili bankadan kişisel veri talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın ikame edilmesi ise karşı tarafın kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde müvekkili bankanın müşterisine ait hesaba bloke konmasını talep ettiğini, davacının hataen yaptığı havaleye rağmen bloke konulmasını istediğini, kesinleşmiş bir karar olmadığı gibi bu talebin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın alınabilecek bütün önlemleri aldığını, huzurdaki davaya konu ihtilaf ile ilgili müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini beyanla her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle sorumluluğun kimde olduğu tespit edilmeden müvekkili bankaya açılan davanın usul ve yasaya aykırı olup husumet itirazının kabulü ile davanın husumet yönünden reddine, dava şartı olan arabuluculuk faaliyetinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine, davacı tarafından açılan davanın açıkça hukuki dayanaktan yoksun olması ve müvekkili bankanın gerekli önlemleri almış olması ile söz konusu eylemlerde kusurunun olmaması ve zararın davacının ağır kusurlu ve ihmalkâr davranışları sebebiyle meydana gelmiş olması dolayısı ile haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Somut olayda; davacı taraf, kendisine ait davalı bankada bulunan hesaptan, 06/05/2022 tarihinde saat 16:27.37'de, yine aynı bankanın müşterilerinden ...'ya ait hesaba 7.000,00-TL tutarında bir havale yapıldığını, davacı şirketin çalışanlarından ...'a yapması gereken havaleyi hataen yukarıda bilgileri verili davalı bankanın müşterisine yaptığını, havalenin açıklama kısmında "... tazminat ödemesi" açıklamasının bulunduğunu, kendisinin, durumu havale işleminin hemen akabinde farkettiğini, derhal Gebze Şubesi ticari portföy yöneticisi ile irtibata geçerek durumu bildirdiğini, ilgili kişilerle yapılan görüşmede, hataen yapılan havalenin muhatabına telefon ve mail olarak ulaşmaya çalıştıklarını ancak şahsın telefon ve maillere cevap vermediğini, netice olarak tüm çabalara rağmen kendisiyle iletişim kuramadıklarını belirttiklerini, taraflarınca davalı bankanın Gebze Şubesi portföy yöneticisi ...’na e-posta gönderilerek, Avukatlık Kanunu’nun 2.maddesinin 3.fıkrası uyarınca havalenin hataen gönderildiği banka müşterisine ait isim, soyisim, T.C. kimlik numarası ve tebligata yarar adres gibi bilgilerin talep edildiğini, taraflarına cevaben “Talep edilen bilgiler kişisel veri niteliğinde olduğundan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yetkili resmi kurumların talebi olmaksızın veya müşterinin rızası alınmadan üçüncü kişilerle paylaşımının uygun olmadığı”nın bildirildiğini, bu durumda, havalenin müvekkilince hataen gönderildiği kişiye de ulaşılamadığından gönderilen paranın akıbetinin bilinmediğini, paranın iadesi de şu noktada derhal mümkün olmadığından ilgili kişiye ait isim-soyisim, T.C. kimlik numarası ve tebligata yarar adres ile telefon numaralarının davalıdan istenerek taraflarına verilmesini talep etmiştir. Eldeki davada davacı tarafın, dava dilekçesinin ekinde sunduğu dekontun açıklama kısmında ''... Tazminat Ödemesi'' ibaresinin yer aldığı davacı taraftan alıcı olarak gösterilen ...'ya 06/05/2022 tarihinde 16:27.37'de 7.000,00-TL gönderildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafın, davalı bankadan ... isimli kişiye ait kimlik bilgilerini istemesine karşın davalı bankaca KVKK ve herhangi bir mahkeme kararı olmadığından bu talebinin reddedildiği, zira işbu hususun hem taraflar arasındaki e-mail yazışmalarından hem de davalı tarafın cevap dilekçesinden de tespit edildiği, dolayısıyla eldeki davada davacı tarafın talebi noktasında başka bir deyişle işbu davayı açmasında hukuki yararının var olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı taraf, işbu davada ... kişiye ait isim-soyisim, T.C. kimlik numarası ve tebligata yarar adres ile telefon numaralarının davalı bankadan istenerek taraflarına verilmesini talep ettiğinden, Mahkememizce işbu davanın tespit talebi/davası mahiyetinde olduğu kabul edildiğinden davalı tarafın arabuluculuğa ve husumete ilişkin itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce yazılan müzekkereye ... Bankası A.Ş'nin 01/03/2023 tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile davacının talebi doğrultusunda ilgili hesaba ait hesap sahibinin adı ve soyadı, kimlik bilgileri ile iletişim bilgilerinin Mahkememize gönderilmesi ile davacının talebi hakkında Mahkememizce karar verilmesine yer olmadığına, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin karar vermeye yer olmadığına dair verdiği kararın isabetli olduğunu, ancak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasının isabetsiz olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 331/1 maddesine göre, davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği hükmünün mevcut olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ve davanın açılmasına davalının hukuka aykırı eyleminin sebep olduğunun görüleceğini, davacının kendi hatası ile davalı bankanın başka bir müşterisine havale göndermiş ise de davalıdan istediği bilgilerin KVKK bahane edilerek verilmemesinin yasaya aykırı olduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. Maddesinin 3. Fıkrası ile 6698 sayılı K.V.K.K.’nun 8. Maddesinin 2. Fıkrası ile, 5. Maddesinin 2. Fıkrasına istinaden, müvekkilin dava yoluyla en temel anayasal haklarından biri olan hak arama hürriyetini kullanabilmesi amacıyla istenen bilgilerin kendisine verilmemesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın, davalının hukuka aykırı eylemi nedeniyle ikame edilmek zorunda kaldığını, davalının, davacının haklı talebini yerine getirmiş olması durumunda huzurdaki davanın hiç açılmamış olacağını, davacının da vekalet ücreti ve yargılama giderleri külfetine girmeyeceğini, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilerek, yargılama giderlerinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25.02.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Bankacılık Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 10. Maddesi ile, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun "Sırların Saklanması" başlıklı 73. Maddesine aşağıda yer alan hükümlerin eklendiğini, ''....Bankacılık faaliyetlerine özgü olarak bankalarla müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan gerçek ve tüzel kişilere ait veriler, müşteri sırrı hâline gelir. Diğer kanunların emredici hükümleri saklı kalmak kaydıyla, müşteri sırrı niteliğindeki bilgiler, bu maddede belirtilen sır saklama yükümlülüğünden istisna tutulan hâller haricinde, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca müşterinin açık rızası alınsa dahi, müşteriden gelen bir talep ya da talimat olmaksızın yurt içindeki ve yurt dışındaki üçüncü kişilerle paylaşılamaz ve bunlara aktarılamaz.'' yapılan değişiklik ile müşteri sırrı, bankanın faaliyetlerinden doğan ve "müşteri ilişkisi kurulduktan sonra oluşan verileri" kapsadığını, madde lafzına bakıldığında, müşteri ilişkisi kurulduktan sonra, ilk kez gündeme gelen örneğin müşteri numarası, hesap numarası gibi ve devamında bankacılık faaliyetleri kapsamında oluşacak olan kişisel verilerin tamamının müşteri sırrı kapsamında yer alacağının anlaşılmakta olduğunu, bu düzenleme ile, Bankaların KVKK'da düzenlenenden daha sıkı bir veri koruması rejimine tabi kılındığını, istisnalar dışında kalan tüm veri paylaşımları için daha önce açık rıza alınmış olsun veya olmasın müşteriden bir talep ya da talimat alınması gerektiğini, davalı banka'ya kendi müşterisinden bir talep veya talimat gelmediğini, dolayısıyla davacıya müşteri sırrı niteliğindeki bilgileri verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, işbu duruma rağmen huzurdaki davanın ikame edilmesinin ise karşı tarafın kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, bankanın, dava öncesi süreçte yasal yükümlülüklerine uygun şekilde hareket ettiğini ve esasen işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, haklılığı ilk derece mahkemesince de açıkça ortaya konulan, yasal yükümlülüklerine uygun hareket eden ve davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalı banka lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi hükmünün vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiğini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: yasaya uygun hareket eden ve bir güven kurumu olan davalı bankanın, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, banka'nın müşterisinden bir talep veya talimat gelmeksizin davacıya, kişisel veri hatta daha da sıkı düzenlenen müşteri sırrı niteliğindeki bilgileri vermesinin hukuken mümkün olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davalı Banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, davacının istinaf başvurusundaki taleplerinin reddine, istinaf başvurularının kabulü ile davalı banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabından aynı bankanın başka bir müşterisine yaptığı havalenin hatalı olduğu gerekçesiyle, hatalı yapıldığı iddia edilen hesap sahibinin adı soyadı, T.C kimlik numarası ile tebliğe yarar adresinin ve telefon numarasının belirlenmesine ilişkin tespit istemidir. İlk derece mahkemesince yargılama aşamasında davalıya bankaya yazılan müzekkere ile dava konusu edilen bilgilerin dosyaya kazandırılması ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmiş ve talebin niteliği dikkate alınarak yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmış, davacı ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekili vekalet ücretine yönelik istinaf yasa yoluna başvurmuştur. TC Anayasası madde 13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. TC Anayasası madde 20/3: Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8: 1-Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2- Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, Madde 3/1-e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, Madde 5:1- Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. 2- Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a)Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b)Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. ç)İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. e) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. Madde 28: 1-Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:... d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi, düzenlemelerini içermektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre kişinin ve nüfus kaydı bilgileri ile adres ve telefon numarasının kişisel veri niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Somut olayda; davacının davalı bankadaki hesabından dava dışı kişiye hataen yaptığını beyan ettiği havalenin iadesi için öncelikle banka ile bağlantı kurduğu, bankanın hesap sahibine ulaşmaya çalıştığı ancak ulaşamadığının beyan edildiği, davacı tarafın dosyaya sunduğu e-mail mesajı ile durumu izah ederek hesap sahibinin adı soyadı, T.C numarası ve tebliğe yarar adresinin bankadan talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacının esasa ilişkin dava açması halinde husumet resen araştırılacak hususlardan olmakla HMK'nın 121. maddesi gereğince, elinde bulunan delilleri dilekçesine ekleyecek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar içinde bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamaya dilekçesinde yer verecektir. Bu durumda davacı tarafından talep edilen bilgiler dava açılması halinde her zaman HMK'nın 121 ve 140/5 maddesi gereğince mahkemece davalı bankaya yazı yazılarak temin edilebilecektir. Öte yandan davacı tarafından açılmış bir dava bulunmadığı gibi aleyhine de açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hakkında herhangi bir dava bulunmayan 3. kişinin kişisel verilerinin davacıya verilmesi anayasal güvenceye bağlanan kişisel verilerin korunması düzenlemesine aykırıdır. (Emsal Yargıtay 12. HD'nin 25.09.2023 tarihli, 2023/3031 E, 2023/5326 K. sayılı içtihadı). Sonuç olarak hesap sahibi bilgilerinin tespiti için açılan davada davacının hukuki yararı bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Dava sırasında borcun ödenmesi, dava konusu menkul malın davacıya teslim edilmesi, kiralananın tahliye edilmesi, taşınmaza yönelik müdahaleye son verilmesi, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması gibi hallerde mahkemece davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekir. 6100 sayılı HMK’nun yargılama giderlerinin kapsamını belirleyen 323/1-ğ maddesinde "Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti." yargılama giderlerinden sayılmıştır. Feragat ve kabul halinde yargılama giderlerini düzenleyen 312. maddesinin (2) fıkrası ile " Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." düzenlemesi getirilmiştir. Aynı yasanın Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği; “Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi” başlıklı 332.maddesinde de; yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılacağı, düzenlenmiştir. Davanın konusuz kalması halinde davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmaması için yeter ve zorunlu tek şart davanın açılmasına sebebiyet verilmemesidir. (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1850 Esas 2015/1180 K. Sayılı ilamı) Davanın konusuz kalması halinde davalının yargılama giderinden sorumlu tutulmaması için yeter ve zorunlu tek şart olan davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması şartı somut olayda gerçekleşmemiştir. Bu durumda yargılama giderlerinden davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması isabetli bulunmamaktadır. Anlaşmazlık ön inceleme tutanağı imzalanmadan konusuz kaldığından AAÜT 6. Maddesi gereği davalı yararına maktu vekalet ücretinin yarısına hükmetmek gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 6. Maddesi gereği hesaplanan 8.950,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgilisine iadesine, 8-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları yönünden; a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 247,70- TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, b-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00- TL istinaf başvuru harcı ve 72,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 564,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2024