İzmir BAM - 12. Hukuk Dairesi (E. 2017/498)
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, 12. HD., E. 2017/498 K. 2017/668 T. 24.3.2017
Esas No.: 2017/498
Karar No.: 2017/668
Karar Tarihi: 24.03.2017
DAVANIN KONUSU: Şikayet (İcra Memur Muamelesi)
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmasına üzerine dosya incelendi.
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Erdek İcra Müdürlüğü'nün 2016/801 esas sayılı dosyasından borçlu K1' e ait intikal edecek olan taşınmaz ve araç olup olmadığının araştırılması ve borçluya aile nüfus kayıt örneklerinin çıkartılması taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın yasal olmadığnı, kaldırılması gerektiğini, zira talebin 3. kişilere ait taşınmaz ve araçlar olmayıp borçluya miras olarak intikal edecek taşınmaz ve araçlar olduğunu, borcun tahsili açısından söz konusu sorgulamaların icra müdürlüğünce yapılması gerektiğini belirterek Erdek İcra Müdürlüğü'nün 2016/801 esas sayılı dosyasından verilmiş olan, taleplerinin reddine ilişkin 02.08.2016 tarihli kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda borçluya intikal edecek olan araç ve taşınmazların sorgulanmasına ve borçluya ait aile nüfus kayıt örneğinin çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Dava hasımsız açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu talep ile araştırılması istenen hususların 3.kişilere ait taşınmaz ve araçlar olmayıp borçluya miras olarak intikal edecek taşınmaz ve araçlar olduğunu, ölen kişilere ait mal varlığı sorgulamasında Anayasanın 20.maddesine aykırılığın söz konusu olmayacağını, ayrıca müvekkili F1 Yönetim Şirketi harçtan muaf olduğu halde peşin yatırılan harcın kendilerine iade edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davacı alacaklı taraf icra müdürlüğüne sunduğu talebi ile borçlunun mirasçılık durumunun sözkonusu olup olmadığının tespiti için vukuatlı nüfus kaydının çıkarılmasını, mirasçılık durumu sözkonusu ise miras hissesi oranında haciz konulmasını talep etmiş, müdürlük bu talebi reddetmiştir. Şikayete konu karar bu karardır. Burada çözülmesi gereken ihtilaf borçlu dışındaki kişilerin nüfus kayıt bilgilerinin takip dosyası kapsamında temin edilerek açığa çıkarılmasının mümkün olup olmadığıdır.
Konu ile ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde;
TC Anayasası madde 13: Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
TC Anayasası madde 20/3: Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 8: 1-Herkes, özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2-Bu hakkın kullanımına, yasa/hukuk uyarınca olması ve ulusal güvenlik, kamu emniyeti ya da ülkenin ekonomik refahı, düzensizliğin ya da suçun önlenmesi, sağlığın ya da ahlakın korunması ya da başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması için demokratik toplumda gerekli olması hali istisna olmak üzere, bir kamu makamı tarafından bulunulmayacaktır.
Nüfus Hizmetleri Kanunu madde 9: 1-Nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizlidir. Bunlar, yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemez. Mahkemeler bu hükmün dışındadır.
2-Nüfus kayıtlarına bu bilgileri işleyen memurlar ve Kimlik Paylaşımı Sistemi kapsamında nüfus kayıtlarından faydalanan diğer görevliler de bu gizliliğe uymak zorundadırlar. Bu yükümlülük, kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.
Madde 44: 1- Nüfus kayıt örneklerini; .....ç) Adlî makamlar, ......nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkilidirler.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,
Madde 3/1-e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt
sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi,
değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması
ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi,
madde 5: 1- Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez.
2- Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür:
a\) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b\) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c\) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d\) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e\) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f\) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.
Madde 28: 1-Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:....d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi,
düzenlemelerine rastlanmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre kişinin nüfus kaydının kişisel veri niteliğinde olduğu tartışmasızdır. (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-d) Kişisel verilerin tamamen veya kısmen elde edilerek kaydedilmesi ise kişisel verilerin işlenmesidir. (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 3/1-e) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 5) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenebilmesi ise bu kuralın istisnasıdır.(Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 28/1-d) Kişisel veri olduğu açık olan nüfus kaydına ilişkin bir başka düzenleme olan Nüfus Hizmetleri Kanununun 9. maddesine göre ise nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizlidir. Tüm bu hususlardan açıkça anlaşıldığı üzere kişisel veriler ve bu bağlamda nüfus kayıtları gizlidir, edinilip kaydedilmeleri ilgili kişinin açık rızasına bağlıdır ve bu durum gerek Anayasa, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve gerekse kanunlarla düzenlenerek koruma altına alınmıştır. Somut olayda nüfus kaydına ulaşması ve kaydetmesi istenen kurum icra müdürlüğü olup bu kurumun yukarıda belirtilen istisnalar arasında sayılan kurumlardan olmadığı da açıktır.
Davacı tarafın beyanlarında dile getirdiği gibi borçlunun murisi olabilecek kişilerin nüfus kaydına erişilmesinin ve onların ölmüş olup olmadıklarının tespitinin borcu tahsilde alacaklı tarafa katkı sağlayacağı muhakkaktır. Hatta bu durum murisinden kendisine intikal eden malları adına tescil ettirmeyen borçluların bu şekilde davranmalarının önüne geçmek sonucunu da doğurabilecektir. Ancak kişisel verilerin bu şekilde işlenmesi ile elde edilmesi muhtemel yararların yanısıra doğabilecek zararlar da birlikte değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesinin 09/04/2014 tarih ve 2013/122-2014/74 EK sayılı kararında kişisel verilerin niçin gizli tutulması gerektiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. "Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamaktadır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda, geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan çok sayıda verinin toplanabilmesi; daha önce birbirinden ilişkisiz şekilde tutulan pek çok verinin merkezi olarak bir araya getirilebilmesi; verilerin, veri eşleştirme ve veri madenciliği gibi ileri teknolojik imkânlarla analize tabi tutulmak suretiyle, veriden yeni veriler üretme kapasitesinin artması; verilere erişim ve veri transferinin kolaylaşması; kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli bir varlık niteliği kazanması neticesinde, özel sektör unsurlarınca yaratılan risklerin daha yaygın ve önemli boyutlara ulaşması ve terör ve suç örgütlerinin kişisel verileri ele geçirme yönündeki faaliyetlerinin artması gibi etkenler, günümüzde kişisel verilerin en üst seviyede korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda Anayasa'nın 20. Maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, "Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkı anayasal güvenceye bağlanmış ve bu şekilde kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altına alınmıştır." O halde yapılacak bir fayda-zarar kıyaslamasında kişisel verilere kolaylıkla ulaşılmasının yaratması muhtemel olan zararlarının sağlaması muhtemel olan yararlarına göre daha fazla ve daha mühim olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davacı tarafın icra müdürlüğüne yaptığı borçlunun mirasçılık durumunun sözkonusu olup olmadığının tespiti için vukuatlı nüfus kaydının çıkarılmasına, mirasçılık durumu sözkonusu ise miras hissesi oranında haciz konulmasına ilişkin talebi yerinde olmayıp bu talebin reddine ilişkin müdürlük kararı doğrudur. Nitekim bu hususta yerleşmeye başlayan uygulama kapsamında da mahkemelerce verilen benzer mahiyetteki kararlar Yargıtay tarafından da onanmaktadır. (Benzer mahiyette Yargıtay 12 HD' nin 05/05/2016 tarih ve 2015/33810-2016/13366 EK sayılı onama kararı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle incelenen mahkeme kararının yerinde olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Erdek İcra Hukuk Mahkemesi'nin, 05/10/2016 tarihli, 2016/71 E, 2016/59 K sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1- b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE ,
Davacı harçtan muaf olduğundan, ilk derece mahkemesince alınan 47,00 TL ilk harç ve 117,10 TL istinaf kanun yolu harcının davacıya iadesine,
2- İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
3- Kararın taraflara tebliğine,
4- HMK 333. madde gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda İİK'nun 364.maddesi gereğince takip konusu esas alacağın miktarı 40.000,00 TL'yi geçmediğinden miktar itibariyle kesin olmak olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/03/2017