GDPR İlgili Dibaceler 2 dibace
Recital 141
Every data subject should have the right to lodge a complaint with a single supervisory authority, in particular in the Member State of his or her habitual residence, and the right to an effective judicial remedy in accordance with Article 47 of the Charter if the data subject considers that his or her rights under this Regulation are infringed or where the supervisory authority does not act on a complaint, partially or wholly rejects or dismisses a complaint or does not act where such action is necessary to protect the rights of the data subject. The investigation following a complaint should be carried out, subject to judicial review, to the extent that is appropriate in the specific case. The supervisory authority should inform the data subject of the progress and the outcome of the complaint within a reasonable period. If the case requires further investigation or coordination with another supervisory authority, intermediate information should be given to the data subject. In order to facilitate the submission of complaints, each supervisory authority should take measures such as providing a complaint submission form which can also be completed electronically, without excluding other means of communication.
Recital 143
Any natural or legal person has the right to bring an action for annulment of decisions of the Board before the Court of Justice under the conditions provided for in Article 263 TFEU. As addressees of such decisions, the supervisory authorities concerned which wish to challenge them have to bring action within two months of being notified of them, in accordance with Article 263 TFEU. Where decisions of the Board are of direct and individual concern to a controller, processor or complainant, the latter may bring an action for annulment against those decisions within two months of their publication on the website of the Board, in accordance with Article 263 TFEU. Without prejudice to this right under Article 263 TFEU, each natural or legal person should have an effective judicial remedy before the competent national court against a decision of a supervisory authority which produces legal effects concerning that person. Such a decision concerns in particular the exercise of investigative, corrective and authorisation powers by the supervisory authority or the dismissal or rejection of complaints. However, the right to an effective judicial remedy does not encompass measures taken by supervisory authorities which are not legally binding, such as opinions issued by or advice provided by the supervisory authority. Proceedings against a supervisory authority should be brought before the courts of the Member State where the supervisory authority is established and should be conducted in accordance with that Member State's procedural law. Those courts should exercise full jurisdiction, which should include jurisdiction to examine all questions of fact and law relevant to the dispute before them. Where a complaint has been rejected or dismissed by a supervisory authority, the complainant may bring proceedings before the courts in the same Member State. In the context of judicial remedies relating to the application of this Regulation, national courts which consider a decision on the question necessary to enable them to give judgment, may, or in the case provided for in Article 267 TFEU, must, request the Court of Justice to give a preliminary ruling on the interpretation of Union law, including this Regulation. Furthermore, where a decision of a supervisory authority implementing a decision of the Board is challenged before a national court and the validity of the decision of the Board is at issue, that national court does not have the power to declare the Board's decision invalid but must refer the question of validity to the Court of Justice in accordance with Article 267 TFEU as interpreted by the Court of Justice, where it considers the decision invalid. However, a national court may not refer a question on the validity of the decision of the Board at the request of a natural or legal person which had the opportunity to bring an action for annulment of that decision, in particular if it was directly and individually concerned by that decision, but had not done so within the period laid down in Article 263 TFEU.
Dibace 141
Her veri öznesinin, bu Tüzük kapsamında yer alan haklarının ihlâl edildiğini değerlendirmesi veya denetim makamının bir şikâyet üzerine harekete geçmemesi, bir şikâyeti kısmen veya tamamen geri çevirmesi veya reddetmesi ya da harekete geçmesi veri öznesinin haklarının korunması için gerekliyken harekete geçmemesi hâlinde, özellikle mutat meskeninin bulunduğu Üye Devlet'te olmak üzere, tek bir denetim makamına şikâyette bulunma ve Şart'ın 47. maddesi uyarınca etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı olmalıdır. Bir şikâyeti müteakip soruşturma, yargı denetimine tabi olarak, münferit olay bakımından uygun olduğu ölçüde yürütülmelidir. Denetim makamı, makul süre içinde, şikâyetin durumu ve sonucu hakkında veri öznesine bilgi vermelidir. Durumun başka bir denetim makamı ile birlikte daha ayrıntılı soruşturma veya koordinasyonu gerektirmesi hâlinde, veri öznesine ara ara bilgi verilmelidir. Her denetim makamı, şikâyette bulunulmasını kolaylaştırmak amacıyla diğer iletişim araçlarını hariç tutmaksızın, elektronik olarak da doldurulabilecek bir şikâyet formunun sağlanması gibi tedbirler almalıdır.
Dibace 143
Herhangi bir gerçek veya tüzel kişi, ABİA'nın 263. maddesinde öngörülen koşullar çerçevesinde Kurul kararlarının iptali için Adalet Divanında dava açma hakkına sahiptir. Bu tür kararların muhatapları sıfatıyla, bunlara itiraz etmek isteyen ilgili denetim makamlarının, ABİA'nın 263. maddesi uyarınca, söz konusu kararların kendilerine bildirildiği tarihten itibaren iki ay içinde dava açmaları gerekir. Kurul'un kararları veri sorumlusu, veri işleyen veya şikâyet sahibini doğrudan ve kişisel olarak ilgilendirdiğinde, ABİA'nın 263. maddesi uyarınca, bunlar, söz konusu kararların Kurul'un internet sitesinde yayımlandığı tarihten itibaren iki ay içinde iptal davası açabilir. ABİA'nın 263. maddesinde öngörülen söz konusu hakka halel gelmeksizin, her gerçek veya tüzel kişi için, bir denetim makamının söz konusu kişiyle ilgili hukuki sonuçlar doğuran bir kararına karşı yetkili bir ulusal mahkemede etkili bir hukuk yolu olmalıdır. Böyle bir karar, özellikle denetim makamı tarafından soruşturma, düzeltme ve izin verme yetkilerinin kullanılması veya şikâyetlerin geri çevrilmesi ya da reddedilmesi ile ilgilidir. Ancak, etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı, denetim makamı tarafından bildirilen görüş veya bulunulan tavsiye gibi denetim makamları tarafından alınan ve hukuki bağlayıcılığı bulunmayan tedbirleri kapsamaz. Bir denetim makamına karşı açılacak davalar denetim makamının kurulu olduğu Üye Devlet’in mahkemelerinde açılmalıdır ve söz konusu Üye Devlet'in usul hukuku uyarınca yürütülmelidir. Bu mahkemeler, huzurlarına getirilen uyuşmazlıkla ilgili tüm maddi ve hukuki meselelerin incelenmesine yönelik yargı yetkisi de dâhil, tam yargı yetkisine sahip olmalıdır. Bir şikâyetin denetim makamı tarafından reddedildiği veya geri çevrildiği durumlarda, şikâyet sahibi aynı Üye Devlet'te bulunan bir mahkemede dava açabilir. Bu Tüzük'ün uygulanması ile ilgili hukuk yolları kapsamında, kendi kararını vermek için konuya ilişkin bir karara gerek duyan ulusal mahkemeler, bu Tüzük dâhil, Birlik hukukunun yorumlanması için Adalet Divanından bir ön karar talebinde bulunabilir veya ABİA'nın 267. maddesinde öngörülen durumda, bulunmalıdır. Ayrıca, bir denetim makamının, Kurul'un bir kararını uygulayan kararına, bir ulusal mahkeme önünde itiraz edildiğinde ve Kurul'un kararının geçerliliği ihtilaf konusu olduğunda, söz konusu ulusal mahkemenin Kurul'un kararını hükümsüz ilan etme yetkisi yoktur fakat kararın hükümsüz olduğunu değerlendirmesi halinde, Adalet Divanı tarafından yorumlandığı şekliyle, ABİA'nın 267. maddesi uyarınca hükümsüzlük hususunda Adalet Divanı'na başvurmalıdır. Ancak ulusal mahkeme, özellikle söz konusu karar kendilerini doğrudan ve kişisel olarak ilgilendiriyorsa, bu kararın iptali için dava açma hakkı bulunan ancak ABİA'nın 263. maddesinde belirtilen süre içinde dava açmamış olan gerçek veya tüzel kişilerin talebi üzerine, Kurul'un verdiği kararın hükümsüzlüğü hususunda bir başvuruda bulunamaz.
Bağlayıcı karar ve dava hakkı
GDPR m.78/1, denetim makamının kendisini ilgilendiren hukuken bağlayıcı kararına karşı her gerçek ve tüzel kişiye etkili bir yargı yoluna başvurma hakkı tanır. Dava hakkı yalnız ilgili kişiye veya m.77 uyarınca şikayette bulunana ait değildir.1 Dava konusu kararın, o kişiyi ilgilendiren bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurması gerekir.2
Denetim makamının araştırma, düzeltme veya izin yetkilerini bağlayıcı biçimde kullanması ile bir şikayeti reddetmesi ya da geri çevirmesi yargısal denetime konu olabilir. Buna karşılık GDPR m.78/1, görüş, tavsiye ve benzeri bağlayıcı olmayan işlemlere karşı mutlaka dava yolu açılmasını gerektirmez.3 Ulusal hukuk, Tüzükteki asgari korumanın ötesinde daha geniş bir yargısal denetim sağlayabilir.4
Şikayetin ele alınmaması
GDPR m.78/2, m.77 uyarınca şikayette bulunan ilgili kişiyi denetim makamının hareketsizliği karşısında korur. Yargı yolu iki ayrı durumda açılır. Yetkili denetim makamı şikayeti hiç ele almamış olabilir veya ilgili kişiye üç ay içinde şikayetin ilerleyişi ya da sonucu hakkında bilgi vermemiş olabilir.1
Üç aylık süre şikayette bulunma süresi değildir. Bu sürenin geçmesi de şikayetin esastan reddedildiği veya denetim makamının üç ay içinde mutlaka nihai karar vermesi gerektiği anlamına gelmez. Hüküm, şikayetin ele alınmaması veya gerekli bilginin verilmemesi üzerine ilgili kişiye etkili bir yargı yolu sağlar.2 Bu başvurunun hangi dava türüyle yapılacağı üye devlet hukukuna göre belirlenecektir.3
Yargısal denetimin kapsamı
Denetim makamının bir şikayet üzerine verdiği bağlayıcı karar, bütün maddi ve hukuki yönleriyle yargısal denetime tabidir. Mahkemenin incelemesi, denetim makamının şikayeti ele alıp almadığı, uygun ölçüde araştırma yapıp yapmadığı ve sonucu bildirip bildirmediği sorularıyla sınırlandırılamaz. Avrupa Birliği Adalet Divanı, Birleşik C-26/22 ve C-64/22 sayılı kararda şikayeti sonuçlandıran kararın tam yargısal denetime tabi olduğunu kabul etmiştir.1
Tam yargısal denetim, mahkemenin uygun ve gerekli düzeltici tedbiri seçerken denetim makamının yerine geçmesi anlamına gelmez. Denetim makamı GDPR m.58/2'deki tedbirler arasında seçim yaparken bir takdir alanına sahiptir. Mahkeme, makamın bu takdir alanının sınırlarına uyup uymadığını incelemelidir.2
Mahkeme yetkisi ve tutarlılık mekanizması
Denetim makamına karşı dava, makamın kurulu olduğu üye devletin mahkemelerinde açılmalıdır. GDPR m.78/3 bu davalar için ilgili kişinin mutat meskenine veya ileri sürülen ihlalin yerine dayanan ayrı bir mahkeme seçeneği tanımaz. Aynı üye devlet içinde hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu ulusal usul hukukuna göre belirlenecektir.1
Dava konusu karardan önce Avrupa Veri Koruma Kurulunun tutarlılık mekanizması kapsamında bir görüşü veya kararı verilmişse denetim makamı bu belgeyi mahkemeye iletmelidir.2 Ulusal mahkeme, Kurul kararının geçersiz olduğu kanaatine varırsa kararı kendisi geçersiz kılamaz. Geçerlilik sorununu Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma m.267 uyarınca Avrupa Birliği Adalet Divanına götürmelidir.3
Başvuru yolları arasındaki ilişki
GDPR m.78/1'deki yargı yolu, başka bir idari veya yargı dışı başvuru imkanını ortadan kaldırmaz. Avrupa Birliği Adalet Divanı, m.77/1 uyarınca yapılan şikayet ve bu şikayeti sonuçlandıran karara karşı m.78/1 uyarınca açılan dava ile m.79/1 uyarınca veri sorumlusu veya veri işleyene karşı açılan davanın eş zamanlı ve birbirinden bağımsız yürütülebileceğini kabul etmiştir.1
Üye devletler, bağımsız başvuru yolları arasındaki ilişkiyi usul özerklikleri çerçevesinde düzenleyebilir. Bu düzenleme, Tüzükte güvence altına alınan hakların etkili korunmasını, hükümlerin tutarlı uygulanmasını ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı m.47'deki etkili yargısal başvuru hakkını zayıflatamaz.2
KVKK ile karşılaştırma
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) m.14 uyarınca Kurula şikayet, önce veri sorumlusuna başvuru yolunun tüketilmesine bağlıdır. Kurul, şikayet üzerine talebi inceleyerek ilgililere cevap verir. Şikayet tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde talep reddedilmiş sayılır. GDPR m.78/2'deki üç aylık süre ise şikayeti esastan reddedilmiş saymaz ve ilgili kişiye etkili bir yargı yoluna başvurma imkanı verir.1
KVKK m.13 ila m.15, Kurulun bağlayıcı kararlarına karşı yargısal denetimin kapsamını ve yetkili mahkemeyi ayrıca düzenlemez. GDPR m.78/1 ve m.78/3 ise bağlayıcı denetim makamı kararına karşı etkili yargı yolunu ve davanın açılacağı üye devleti açıkça belirler.2 Bu fark, Türk hukukundaki genel yargı yollarının kapsamını veya Kurul kararından etkilenen diğer kişilerin dava hakkını tek başına belirlemez.