Danıştay Kararı - İDDK. (E. 2019/2983)
Danıştay Kararı - İDDK., E. 2019/2983 K. 2020/2462 T. 19.11.2020
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2019 tarih veE:2015/2587, K:2019/1430 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 28/03/2015 tarih ve 29309 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesiyle Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin iptaliistenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30/04/2019 tarih ve E:2015/2587, K:2019/1430 sayılı kararıyla;
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Serbest tüketici veri tabanı" başlıklı 30/B maddesinde;
"(1) Serbest tüketicilere ilişkin uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimlerine ait tedarikçi değiştirme süreçlerinde kullanılmak üzere TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler hizmet sundukları ve sayaçlarını okumakla yükümlü oldukları serbest tüketicilerin aşağıda yer alan bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla yükümlüdür:
a\) Serbest tüketicinin adı veya unvanı,
b\) Tüketim noktasının PYS'ye kayıt için gerekli kayıt kodu,
c\) Tüketim noktasının içerisinde bulunduğu il ve ilçe bilgisi,
ç) Tüketim noktasının açık adresi.
\(2\) Piyasa İşletmecisi ilgili veri tabanına tedarikçilerin erişimini sağlamakla yükümlüdür. Bu madde kapsamında edinilen bilgiler lisansta belirtilen faaliyetler dışında kullanılamaz ve ticarete konu edilemez.
\(3\) TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler birinci fıkranın (b) bendinde yer alan kayıt kodunun nasıl oluşturulduğuna ilişkin açıklamayı PYS üzerinde serbest tüketici kayıt ekranında yayımlar.
\(4\) PYS, 30/A maddesi kapsamındaki kayıt girişleri sırasında yeni tedarikçi olmak isteyen piyasa katılımcısının sayaç kaydı için giriş yaptığı kodun birinci fıkranın (b) bendi çerçevesinde oluşturulan veri tabanında olup olmadığını kontrol eder. Veri tabanında yer alan kodlarla eşleşmeyen girişlere izin verilmez.
\(5\) TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin veri tabanına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile serbest tüketicinin yeni tedarikçisinin portföyüne geçişinin engellendiğinin tespiti halinde PYS üzerinden gerekli düzeltme yapılır ve Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır." düzenlemesine yer verildiği;
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Dava konusu edilen Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Serbest tüketici veri tabanı" başlıklı 30/B maddesiuyarınca, TEİAŞ ve dağıtım lisansı sahibi tüzel kişilerin hizmet sundukları ve sayaçlarını okumakla yükümlü oldukları serbest tüketicilerin adı veya unvanını, tüketim noktasının PYS'ye kayıt için gerekli kayıt kodunu, tüketim noktasının içerisinde bulunduğu il ve ilçe bilgisini ve tüketim noktasının açık adresini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemeleri ve güncel tutmaları, piyasa işletmecisinin de ilgili veri tabanına tedarikçilerin erişimini sağlaması gerektiği; bu düzenlemenin serbest tüketicilere ilişkin uzlaştırmaya esas veriş-çekiş birimlerine ait tedarikçi değiştirme süreçlerinde uygulanacağı;
Dava konusu düzenlemenin serbest tüketicilerin tedarikçi seçme ve değiştirme süreçlerine yönelik olduğu, bu süreçlerde serbest tüketiciler ve yeni tedarikçiler açısından meydana gelen olumsuzlukların giderilmesinin amaçlandığı; ayrıca, tedarikçiler açısından "abone no", "sayaç no" gibi takip numaralarına standart getirilmesinin öngörüldüğü;
Belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgilerin kişisel veri olarak tanımlandığı; kişisel veriyi, adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler olarak değerlendirmek gerektiği; kişinin belirli olması, kişisel veri ile başka hiçbir işleme ya da yoruma gerek kalmaksızın kişinin kimliğinin ortaya çıkarılabiliyor olması iken, kişinin belirlenebilir olmasının veri ile kişinin ilişkilendirilmesi suretiyle kişinin tanımlanabilmesi olduğu;
Kişisel verilerin korunması hakkı, kişinin insan onurunun korunmasının ve kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak, bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçlamadığı; bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucunda, geleneksel yöntemlerle ulaşılması mümkün olmayan çok sayıda verinin toplanabilmesi; daha önce birbirinden ilişkisiz şekilde tutulan pek çok verinin merkezi olarak bir araya getirilebilmesi; verilerin, veri eşleştirme ve veri madenciliği gibi ileri teknolojik imkânlarla analize tabi tutulmak suretiyle, veriden yeni veriler üretme kapasitesinin artması; verilere erişim ve veri transferinin kolaylaşması; kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli bir varlık niteliği kazanması neticesinde meydana gelen risklerin daha yaygın ve önemli boyutlara ulaşması ve terör ve suç örgütlerinin kişisel verileri ele geçirme yönündeki faaliyetlerinin artması gibi etkenlerin, günümüzde kişisel verilerin en üst seviyede korunmasını zorunlu kıldığı;
Bu bağlamda, Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde, "Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek kişisel verilerin korunması hakkının anayasal güvenceye bağlandığı, bu verilerin kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı koruma altına alındığı ve işlenmesi ancak kişinin açık rızası veya kanunda öngörülen hâllerde mümkün kılındığı;
Dava konusu Yönetmeliğin 30/B maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile kişisel veri olan serbest tüketicilerin adı veya unvanının, PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına ekleneceği, piyasa işletmecisinin veri tabanına tedarikçilerin erişimini sağlayacağının düzenlendiği;
Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak, dava konusu düzenlemeyle kişiyi belirlenebilir kılan kişisel veri niteliğinde olan serbest tüketicilerin adları veya unvanlarının tedarikçilerin erişimine açık olan veri tabanına eklenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı;
Yönetmeliğin dava konusu maddesinin birinci fıkrasında yer alan diğer kısımlarında talep edilen bilgilerin tüketim noktasına ilişkin veriler olduğu; bu verilerin, kişinin ad ve unvanı olmaksızın kişinin belirlenebilmesine yeterli olabilecek veriler olmadığı; dolayısıyla, kişisel veri olarak kabul edilemeyecek veriler olduğu, tüketiciler değişebilecekken tüketim noktalarına ilişkin verilerin sabit olduğu da dikkate alındığında, Yönetmeliğin 30/B maddesinin 1. fıkrasının diğer kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı;
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 2. fıkrasının yönünden;
28/05/2016 tarih ve 29725 Sayılı Resmî Gazete'de Yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile dava konusu "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Piyasa İşletmecisi ilgili veri tabanına tedarikçilerin erişimini sağlamakla yükümlüdür. Bu madde kapsamında edinilen bilgiler lisansta belirtilen faaliyetler dışında kullanılamaz ve ticarete konu edilemez."düzenlemesinin; "Tedarikçiler, tedarikçi değiştirme ve mali uzlaştırma süreçlerinde kullanılmak üzere tüketicilerine ilişkin, a) Serbest tüketicinin adı veya unvanı, b) Gerçek kişiler için T.C. kimlik numarası, tüzel kişiler için vergi kimlik numarası, bilgilerini PYS üzerinde tanımlanacak veri tabanına eklemek ve güncel tutmakla yükümlüdür. Piyasa İşletmecisi bu bilgileri veri tutarlılığının kontrolü amacı ile kullanır ve kişisel verilerin korunmasını sağlayacak önlemleri alır. Tedarikçilerin söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediklerinin tespiti halinde Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yaptırım uygulanır." şeklinde değiştirildiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 2. fıkrası açısından uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı;
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 3., 4. ve 5. fıkraları yönünden;
Dava konusu edilen Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Serbest tüketici veri tabanı" başlıklı 30/B maddesinin 3. ve 4. fıkralarında Piyasa Yönetim Sisteminin (PYS) öngörülen şekilde çalışmasının sağlanmasına ilişkin birtakım düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerin, PYS'nin kullanımına ilişkin olduğu;
Yönetmeliğin 30/B maddesinin 5. fıkrasında ise, veri tabanına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle serbest tüketicinin yeni tedarikçisinin portföyüne geçişinin engellendiğinin tespiti hâlinde gerekli düzeltmelerin yapılacağı ve 6446 sayılı Kanun'a göre yaptırım uygulanacağının öngörüldüğü, Yönetmelik'te düzenlenen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde uygulanacak yaptırımlara ilişkin, Kanun hükmüne atıf yapıldığı; bu itibarla, Yönetmeliğin 30/B maddesinin 3., 4. ve 5. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
Dava konusu 28/03/2015 tarih ve 29309 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesiyle, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin iptaline, ikinci fıkrasının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; maddenin diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 30/B maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğuileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından,iptal edilen düzenlemenin karar tarihinden önce yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ K1'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b\) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c\) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2\. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu düzenlemenin kısmen iptali, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 30/04/2019 tarih ve E:2015/2587, K:2019/1430 sayılı kararının temyize konu iptale ve davanın reddine yönelik kısımlarının ONANMASINA,
3\. Kesin olarak, 19/11/2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞIOY
X-Dava konusu Yönetmelik'in iptal edilen 30/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 28/05/2016 tarih ve 29725 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu edilen düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış olması ve eski düzenlemeye dayalı olarak tesis edilmiş bir uygulama işleminin dava konusu edilmemiş olması karşısında davanın konusu kalmamıştır.
Açıklanan nedenle, temyize konu kısma ilişkin olarak Danıştay Onüçüncü Dairesince konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞIOY
XX-Dava, 28/03/2015 tarih ve 29309 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesiyle Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ne eklenen "Serbest Tüketici Veri Tabanı" başlıklı 30/B maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Temyize konu kararda, Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak, dava konusu düzenlemeyle kişiyi belirlenebilir kılan kişisel veri niteliğinde olan serbest tüketicilerin adları veya unvanlarının tedarikçilerin erişimine açık olan veri tabanına eklenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, uyuşmazlık konusu 30/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin iptaline karar verilmiştir.
07/04/2016 tarih ve 29677 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun ile kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak usul ve esaslar düzenlenmiş olduğundan, dava devam ederken yürürlüğe giren bu yasal düzenleme dikkate alınarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği oyuyla, Daire kararının temyize konu edilen iptale ilişkin kısmının onanmasına dair karara katılmıyorum.
Danıştay Kararı - İDDK., E. 2019/2549 K. 2020/716 T. 12.3.2020
KARAR DÜZELTME
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): K1
VEKİLİ: Av. K2
KARŞI TARAF (DAVALI): Hazine ve Maliye Bakanlığı
VEKİLİ: Haz. Av. K3
İSTEMİN KONUSU: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen; Ankara 15. İdare Mahkemesinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/5377, K:2016/5987 sayılı ısrar kararının onanmasına ilişkin 20/02/2019 tarih ve E:2017/686, K:2019/687 sayılı karara karşı, davacı karar düzeltme isteminde bulunmaktadır.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcılığı yazılı ve sözlü sınavını başarı ile tamamlayan davacı tarafından, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca atamasının yapılmamasına ilişkin 15/04/2014 tarih ve 8744 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Ankara 15. İdare Mahkemesinin 21/11/2014 tarih ve E:2014/814, K:2014/1576 sayılı kararıyla;
Davacının Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve E:2009/55, K:2011/20 sayılı kararıyla, "Devletin Egemenlik Alametlerini Alenen Aşağılama" suçundan cezalandırıldığı, takdiri indirim nedenleri gözetilerek cezasının 10 aya indirildiği, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılarak hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildiği, daha sonra davacı hakkında basit yaralama suçu nedeniyle iddianame düzenlendiği, Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin E:2013/108 sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği gerekçesi ile atamasının yapılmadığı, Türk Ceza Kanunu'nun 300/1. maddesinde düzenlenen "Devletin Egemenlik Alametlerini Alenen Aşağılama" suçunun niteliğine bakıldığında işlenen suçun, davacının gizlilik dereceli bir birimde ve unvanda çalışmasına engel nitelik ve ağırlıkta bulunduğu ve kamusal nitelikte bir suç olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle davacının Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca vergi müfettiş yardımcılığına atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onaltıncı Dairesinin 21/06/2016 tarih ve E:2015/27351, K:2016/5444 sayılı kararıyla;
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında soruşturma yapılan kişinin mevzuatta belirtildiği gibi "yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş, eylem içinde" olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapıldığı,
Olayda her ne kadar İdare Mahkemesince işlenen suçun niteliği ve ağırlığı gözetilerek bir değerlendirme yapılmış ise de; davacının "Devletin Egemenlik Alametlerini Alenen Aşağılama" suçundan yargılandığı davada, Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 10/02/2011 tarih ve E:2009/55, K:2011/20 sayılı kararıyla 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı, takdiri indirim nedenleri gözetilerek cezasının 10 aya indirildiği ve yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varıldığından hükmün açıklanması geri bırakılarak 5 yıl denetim süresine tabi tutulduğu, denetim süresi sonunda ise Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2016 tarihinde aldığı ek karar ile;"sanığın denetiminin başladığı 10/03/2011 tarihinden itibaren 5 yıl içinde kasıtlı bir suç işlemediği, hakkında derdest bir soruşturmanın da bulunmadığı belirtilerekaçıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılmasınave 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231/10 maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine"karar verildiği;
Öte yandan davacı hakkında basit yaralama suçundan açılan ceza davasının da Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarih ve E:2013/108, K:2014/109 sayılı kararı ile şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle düşürüldüğü tespiti yapılarak, 09/04/2014 tarih ve K:2013/08 sayılı Değerlendirme Komisyonu kararının dayanağını oluşturan her iki ceza yargılaması neticesinde de davacı hakkında herhangi bir mahkumiyet hükmü kurulmadığı;
Bu durumda; memuriyete alınmasına engel bir mahkumiyet hükmünün bulunduğundan söz etme olanağı kalmayan, güvenlik ve arşiv araştırması sonucu elde edilen bilgilerin "olumlu" olarak değerlendirilmesine engel nitelikte bir durumunun da bulunmadığı anlaşılan davacının, Vergi Müfettiş Yardımcılığı kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyleAnkara 15. İdare Mahkemesinin 21/11/2014 tarih ve E:2014/814, K:2014/1576 sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: Ankara 15. İdare Mahkemesinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/5377, K:2016/5987 sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2019 tarih ve E:2017/686, K:2019/687 sayılı kararıyla temyize konu ısrar kararı hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinin düzenlendiği, ayrıca denetim süresi içerisinde bir suç işlememesi sebebi ile hakkında açılan kamu davasının da düşürüldüğü, sonuç olarak hakkında memuriyete engel bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı ve Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ K4'NUNDÜŞÜNCESİ: İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, davacının karar düzeltme dilekçesinde öne sürdüğü hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/02/2019 tarih ve E:2017/686, K:2019/687 sayılı kararı kaldırılarak, Ankara 15. İdare Mahkemesinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/5377, K:2016/5987 sayılı ısrar kararına yönelik davacının temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
12-21 Ağustos 2013 tarihleri arasında başvurusu yapılan vergi müfettiş yardımcılığı sınavının yazılı ve sözlü bölümlerini başarı ile tamamlayan davacı hakkında, "Devletin Egemenlik Alametlerini Alenen Aşağılama" suçunu işlediği isnadıyla açılan kamu davasında, Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin E:2009/55, K:2011/20 sayılı kararıyla; Türk Ceza Kanunu'nun 300/1. maddesi uyarınca eylemi sabit görülerek takdiren 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, takdiri indirim nedenleri gözetilerek cezasının 10 aya indirilmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği tespit edilmiş ve bu nedenle davacının "Güvenlik soruşturması sonucu olumlu olmak" şartını taşımadığı gerekçesiyle ataması yapılmamıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
24/03/2016 tarih ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun "Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları" kenar başlıklı 6. maddesinde; (1)Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, ... ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir. (2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. (3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir...";"İstisnalar" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında, " Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: ... ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi. d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi..." kurallarına yer verilmiştir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir." hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranılan genel ve özel şartlar belirtilerek, özel şartlar arasında kurumların özel kanun ve diğer mevzuatında aranan şartları taşımak gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Maliye Bakanlığı Personeli Hakkında Yapılacak Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönergesi'nin "Kapsam" başlıklı 2.maddesinde,"Bu yönerge; Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görevli bulunan personel ile ilk defa, yeniden veya kurumlararası naklen atanacaklardan gizlilik dereceli birim, kısım ve görevlerde çalıştırılması düşünülenler ile, yurtdışı teşkilatında sürekli görevlendirilecek bütün personelin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin usul ve esasları kapsar."; "Gizlilik Dereceli Birim, Kısım ve Görevler" başlıklı 6. maddesinde,"a) Merkez teşkilatında; 1- Müsteşarlık ve Müsteşar Yardımcılığı makamlarının özel büroları, ana hizmet birimlerinin denetim birimi başkanlıkları, özel büroları ile personel şubesi müdürlükleri, danışma ve denetim birimlerinin ve yardımcı birimlerin özel büroları ile personel şubesi müdürlükleri, 2- Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı, Personel Genel Müdürlüğü, Savunma Sekreterliği ve Özel Kalem Müdürlüğü, b) Taşra teşkilatında; Defterdarlık, Gelirler Bölge Müdürlüğü ve İşletme Bölge Müdürlüğü bünyesindeki denetmenler büroları, özel bürolar ile personel birimleri, c) Yurtdışı teşkilatında; Maliye Müşavirlikleri ile Maliye Ataşelikleri. B- Gizlilik dereceli görevleri yürüten personel: a) Unvanına bakılmaksızın yukarıda (A) bendinde sayılan yerlerde görevlendirilen personel, b) Görevli olduğu yer dikkate alınmaksızın, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatında çalışan müdür ve daha üst düzeydeki personel, koruma ve güvenlik görevlileri ile kozmik evrak personeli, c) Kontrolörler ve Stajyer kontrolörler, d) Hazine avukatları, e) Özel Yönetmeliği bulunan merkez teşkilatı uzmanları ile denetmenler ve bunların yardımcıları. f) Birim amirince (Merkez ve döner sermaye teşkilatında Genel Müdür, Başkan veya Müstakil Daire Başkanı, taşra teşkilatında Defterdar veya Bölge Müdürü) hakkında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması yaptırılması uygun görülen personel" kurallarına yer verilmiştir.
4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ve Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; ... askeri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği ve tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti birim ve kısımlarının tanımlarının yapılması güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmü bulunmaktadır.
12/04/2000 tarih ve 24018 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) "Kapsam" kenar başlıklı 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeleri, bunların toplanmasını ve işlemini yürüten bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili birim ve kısımlarının belirlenmesini, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personeli, ayrıca bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarında sürekli görevlendirilecek bütün personel için yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının esas ve usullerini, bunu yapacak mercileri, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak gizlilik dereceli yerlerde çalışan kamu personeli ile meslek grupları ve üst kademe yöneticilerini kapsar.";"Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapacak Makamlar" kenar başlıklı 7. maddesinde, "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri tarafından yapılır. İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığı´ndaki bilgi kayıtları ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü´ndeki adli sicil kaydı, talepleri üzerine, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını yapacak makamlar ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimlerine verilir.";"Hakkında Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılacak Personel" kenar başlıklı 8. maddesinde,"Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması; gizlilik dereceli birim ve kısımlar ile askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapılır. Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını; bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımları ile yurtdışı teşkilatında ve askeri, emniyet, istihbarat teşkilatlarında ve ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde çalıştırılacak personel hakkında yapar."
kurallarına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında Araştırılacak Hususlar' başlıklı 11. maddesinde,
"Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak;
a\) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği,
b\) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı,
c\) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı,
d\) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı,
e\) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgi derecesinin iç yüzü ve nedeni,
f\) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı,
araştırılır.";
'Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmasında İzlenecek Yöntem' başlıklı 12. maddesinde de,
" ...
c\) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması isteminin ilgili makama ulaşmasından itibaren arşiv araştırması sonuçları en geç 30 gün, güvenlik soruşturması sonuçları en geç 60 gün içinde cevaplandırılır. Soruşturma ve araştırma sonucunu içeren bilgi ve belgeler ilgilinin güvenlik makamlarındaki dosyasında asgari 'gizli' gizlilik derecesinde saklanır.
d\) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını isteyen makama, kişi hakkında karar vermeye yeterli bilgiler aktarılır.
e\) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl ve ne şekilde yapılacağı, soruşturma ve araştırma yapmaya yetkili makamların görev talimatları ile belirlenir.
f\) Mahalli mülki idare amirliklerince yapılmış olan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananların evrakının bir örneği dosya açılmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilir.
g\) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında olumsuz durumu saptananlarla ilgili bilgiler Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce karşılıklı olarak birbirlerine aktarılır.
.
.. " kuralları yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Somut olayda davacının işlediği iddia edilen fiillere istinaden yapılan yargılama neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların kayıtlarının Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından davalı idareye verildiği ve bu kayıtlar dikkate alınmak suretiyle davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
Belirli kamu görevlerinde çalıştırılacak personel hakkında uygulanan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kanuni dayanağı 4045 sayılı Kanun'dur. 4045 sayılı Kanun'un dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının; kamu kurum ve kuruluşlarında yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askerî teşkilatlarda, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacağı düzenlenmiştir.
Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir.
Dolayısıyla idarenin millî güvenlik açısından önem arz eden kadrolara atanacak kişilerin tabi olacağı güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi mümkündür.
Ancak, bu alanda yapılan düzenlemelerin diğer kanuni düzenlemelerle çelişmemesi ve diğer düzenlemelerde gözetilen amaçları ortadan kaldırır nitelikte de olmaması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yukarıda metnine yer verilen 4045 sayılı Kanun'un 1. maddesinin işlem tarihindeki hali incelendiğinde; maddede, kişilerin geçmiş ceza mahkûmiyetlerine ilişkin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine girmeye engel olacağı konusunda hiçbir belirleme yapılmadığı, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme öngörülmediği, aynı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararların güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandırılmasının bir sebebi olup olmayacağı hususunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 29/05/2019 tarih ve 2014/15365 başvuru numaralı "K5" kararında, özetle; işleme dayanak olan 4045 sayılı Kanun hükümlerinin temel hakkın kısıtlanması bakımından yeterli güvenceye sahip olmaması ve kanunilik ilkesine aykırı bulunması sebebiyle ve ayrıca 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet başsavcılığı veya askerî savcılık tarafından istenmesi hâlinde verileceği düzenlenmesine rağmen bu hükme aykırı şekilde yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Yine anılan kararda Anayasa Mahkemesi, İdare Mahkemesince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin karara dayanılarak hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan başvurucunun ceza yargılamasına konu eylemleri işlediğinin sabit olduğu varsayımına dayanılarak karar verildiğinin anlaşıldığından bahisle başvurucunun Anayasa'nın 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin de ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
Bu durumda, 5352 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı şekilde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan arşiv araştırması üzerine tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, İdare Mahkemesinin davanın reddine yönelik ısrar kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Ankara 15. İdare Mahkemesinin 29/12/2016 tarih ve E:2016/5377, K:2016/5987 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesinegönderilmesine,
4.12/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.