Bölge İdare Mahkemesi

Esas 2017/1238
Karar 2017/1815

İzmir BİM - 6. İdari Dava Dairesi

DİĞER

Karar Özeti

Karar özeti mevcut değil.

Karar Metni

İzmir BİM - 6. İdari Dava Dairesi (E. 2017/1238)

İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 6. İDD, E. 2017/1238 K. 2017/1815 T. 14.12.2017

Esas No.: 2017/1238

Karar No.: 2017/1815

Karar Tarihi: 14.12.2017

İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, özürlü raporunun Sağlık-net ve Medula sisteminden silinmesi istemiyle yaptığı 29.09.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin Denizli Devlet Hastanesi Yöneticiliği'nin 03.11.2016 tarih ve 56834361/774.09.E.13852 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20/3. maddesi uyarınca davacının kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kapsamında kişisel verilerinin silinmesini talep edebileceği, yine Anayasa'nın 41. maddesi uyarınca Devletin çocukların (davacının) korunması için gereken tedbirleri alacağı, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 7/1. maddesi ve Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik'in 9/1. maddesi hükümleri uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel sağlık verilerinin, ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından anonim hale getirileceği veya silineceği, öte yandan; 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca kız ve erkek öğrenciler için ilköğretimin mecburi olduğu, aynı Kanun'un 3. maddesi uyarınca mecburi ilköğretim çağının çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayacağı, Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 11/2 ve 11/6-a maddeleri uyarınca okul yönetiminin İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 66 ayını dolduran çocukların kaydını e-okul sistemi üzerinden yapacağı, aynı Yönetmeliğin 11/6-b maddesi uyarınca Okul müdürlüklerinin, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları velisinin vereceği dilekçe; 69, 70 ve 71 aylık olanların ise ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilecekleri veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilecekleri, 09.08.2010 doğumlu olan davacının ailesinin de, rapor tarihi itibariyle 70 aylık olan davacının ilkokula yapılan kaydının 1 yıl ertelenmesi amacıyla rapor almak için davalı idareye başvurduğu, davalı idarece davacı hakkında "hafif bilişsel gelişimde gecikme "teşhisiyle "özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının % 50"olduğuna ilişkin 06.06.2016 tarih ve 3537 sayılı engelli sağlık kurulu raporu verildiği, davacının ailesinin itiraz etmesi üzerine yeniden yapılan muayene sonucunda "normal bilişsel gelişim "teşhisiyle" özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybının % 0"olduğuna ilişkin 13.07.2016 tarih ve 4194 sayılı engelli sağlık kurulu raporu verildiği, bu durumda ortada davacı hakkında verilmiş taban tabana zıt iki ayrı sağlık kurulu raporu bulunduğu, davalı idarenin davacı hakkında "normal bilişsel gelişim" teşhisiyle verilen 13.07.2016 tarih ve 4194 sayılı engelli sağlık kurulu raporunun geçerli olduğunun belirtildiği, her ne kadar davalı idarece ilk olarak verilen ve davacının "hafif bilişsel gelişimde gecikme" teşhisini içeren 06.06.2016 tarih ve 3537 sayılı raporun da bilimsel olduğu iddia edilmiş ise de, iki rapor arasında yaklaşık 1 aylık bir zaman farkı olduğu düşünüldüğünde 06.06.2016 tarihli ilk raporun hayatın olağan akışına aykırı düştüğü ve davacının ilkokula kaydının 1 yıl ertelenmesi için yardımcı olma amaçlı olarak verildiği, bu nedenle geçerliliği bulunmadığı davacı tarafından da kabul edilen ve davacının gerçek durumunu yansıtmayan 06.06.2016 tarihli ilk raporun; içeriği de dikkate alındığında sistemde kayıtlı kalmasının davacının menfaatine uygun düşmeyeceği, diğer yandan her ne kadar davalı idarece söz konusu raporun sistem üzerinden geriye dönük olarak silinmesinin mümkün olmadığı iddia edilmiş ise de, raporun ortadan kalkmasını gerektiren şartların oluştuğu, davacının talebinin bu raporun sistemden silinmesi olduğu, raporun sistemden silinmesinin ise yukarıda anılan Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik'in 9/1. maddesi uyarınca mümkün olduğu, bu haliyle davacının söz konusu raporun sistemden silinmesine yönelik talebinin davalı idarece olumlu şekilde karşılanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Denizli İdare Mahkemesince verilen 05/06/2017 tarih, E: 2017/399, K: 2017/1099sayılı kararın; dava konusu işlemin bilgilendirme mahiyetinde bir işlem olduğu, kesin ve yürütülebilir niteliğinin bulunmadığı, davacının hukuki yararının bulunmadığı, söz konusu raporların kaldırılması konusunda idarelerinin yetkisi bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu işlemin, kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olduğu, sisteme kaydını yapan idarenin bu bilgilerin silinmesi konusunda yetkisiz olduğunun kabul edilemeyeceği, istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığından 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatına haiz bulunan ve bu nedenle hasım durumuna alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun, 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığının hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu hasım mevkiinden çıkarılıp Sağlık Bakanlığı hasım mevkiine alınarak, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.

Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.

Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; Denizli İdare Mahkemesince verilen 05/06/2017 tarih, E:2017/399, K: 2017/1099 sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesince yatırana iadesine, kesin olarak 14/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.